Fransa’ya sert tepki: Osmanlı buraya işgalci olarak değil davetli olarak geldi

Cezayir ile Fransa arasında yaşanan gerginliğe ilişkin AA muhabirine değerlendirmelerde bulunan Kasum, “Fransızlara vereceğimiz en iyi cevap, tek yumruk olmak, söz birliği yapmak ve kendi özümüze dönmektir. Çünkü bu düşmanın dilinden, kültüründen ve egemenliğimize, kimliğimize, kişiliğimize zarar verecek her şeyden vazgeçmek demektir.” ifadelerini kullandı.

Kasum, “Macron’un açıklamaları ülkemize ve tarihimize yönelik düşmanca ifadeleri, bu seviyedeki bir yetkilinin düştüğü bu durum üzüldüğümüz bir hatadır.” dedi.

– MACRON’UN İFADELERİ ÇELİŞKİLER İÇERİYOR

Macron’un 1830’daki Fransız işgalinden öncesine işaret ederek “Fransız sömürgesinden önce Cezayir ulusu var mıydı?” şeklindeki ifadesinin çelişkiler taşıdığını vurgulayan Kasum, şunları kaydetti:

“Bu ifadeyi, Fransız Konsolosunun Cezayir’in o dönemki yöneticisi Dayı ile olan görüşmesi geçersiz kılıyor. Fransa’nın Cezayir’e olan borçları ve 1830’da aldıkları devlet hazinesi ortadayken, Cezayir’in konsolosu ve hazinesi varken nasıl devleti olmaz?”

– OSMANLI, CEZAYİR’E YARDIM İÇİN VE DAVET ÜZERİNE GELDİ

Macron’un Osmanlı Devleti’nin Cezayir’deki varlığına ilişkin suçlayıcı ifadelerine de tepki gösteren Kasum, “Osmanlı, Cezayir’e sömürge işgalcisi olarak gelmedi, bilakis İspanyol Haçlı saldırılarına karşı Cezayirlilerin daveti üzerine geldi.” dedi.

Kasum, Cezayir’deki Osmanlı varlığının (1514-1830) bir işgal olmadığına ilişkin üç önemli kanıt bulunduğuna işaret ederek, şunları söyledi:

“Bunlardan ilki Osmanlının dilimizi değiştirmemesidir. Bugün burada Türkçe konuşan kimse yok. Ayrıca Osmanlının gerçekleştirdiği fetih ile buraya gelenler bizim gibi Müslümanlar idi. Bizdeki Maliki ve İbadi mezheplerinin yerine kendilerinin benimsediği Hanefi mezhebini koymadılar. Bu nedenle Fransızların iddia ettiği gibi herhangi bir işgal söz konusu değildi.”

– CEZAYİR’DE FRANSA’YA GÖSTERİLEN DİRENİŞ OSMANLIYA GÖSTERİLMEDİ

Kasum, Fransız işgali ile Osmanlı varlığı arasındaki büyük farkın üçüncü ve en önemli kanıtının ise Cezayir’de Fransızlara karşı güçlü bir direniş sergilenirken Osmanlılara karşı ise herhangi bir direnişin gerçekleşmemesi olduğunu vurguladı.

Macron’un Le Monde gazetesinde 2 Ekim Cumartesi günü yayımlanan Cezayir’in sömürge tarihini Fransa nefreti üzerine inşa ettiğine dair sözleri üzerine Cezayir yönetimi 3 Ekim Pazar günü hava sahasını Fransız askeri uçaklarına kapattığını duyurmuştu.

Macron’un açıklamaları üzerine Cezayir Cumhurbaşkanlığından yapılan yazılı açıklamada, “Macron’un yorumları, (1830-1962 yılları arasında) Fransız sömürgeciliğine karşı yiğit direnişle kendilerini feda eden 5 milyon 630 bin şehidin anısına kabul edilemez bir hakarettir.” ifadesine yer verilmişti.

Cezayir’in, iç işlerine müdahale edilmesinin kesinlikle reddedildiğinin vurgulandığı açıklamada, Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun’un, Cezayir’in Paris Büyükelçisi Muhammed Anter Davud’u istişare için derhal ülkeye çağırdığı kaydedilmişti.

Cezayir’de Mesleki Eğitim Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Fransızca kullanımını sonlandırdığını duyurmuştu.

Ancak bu kararın sadece üç bakanlıkla mı sınırlı olduğu, yoksa ülkedeki tüm sektörler için genel bir eğilim mi olduğu konusunda henüz resmi bir tavır gözlemlenmiyor.

Cezayir’de Savunma Bakanlığı hariç tüm bakanlıklar iç yazışmalarının çoğunda ve hatta resmi açıklamalarında Fransızca kullanıyor.

Ancak Anayasa’ya göre Arapçanın birinci resmi dil, Berbericenin de ikinci resmi dil olduğu belirtiliyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir